
HOŞGELDİNİZ , Toplam : 401 , Yorum : 111
Filistin Cebalya Kampı\"nda bulunan İslami Cemiye aracılığıyla Flistinli müslümanlardan dünya müslümanlarına çağrı: Her gün çocuklarının kanlarıyla toprağı sulanan yerden size sesleniyoruz...
İlk müslümanlardan, muhaddis,* fakîh ve müfessir* sahâbî.
Adı Abdullah, künyesi Abdurrahman\"dır. Babası Mes\"ud, annesinin adı Ümm-i Abd\"dir. Babası hakkında fazla bir bilgi yoktur. Onun, Zühreoğullarından Abd b. Hâris\"in müttefiki olduğu bilinmektedir.
Cüneyd-i Bağdâdî ordu ile bir sefere katıldı. Ordu kumandanı ona bâzı şeyler gönderdi. O da istemeyerek alıp, asker ve gâzilerin muhtaçlarına dağıttı. Bir gün öğle namazını kıldıktan sonra oturup;
"Niçin o şeyi kabûl ettim?" diye kendi kendini kınıyordu. O sırada uykusu gelip uyudu. Rüyâsında, çok süslü bir takım köşkler gördü.
"Bunlar kimin?" diye sordu.
Karen\"de parlayan pırlanta ....
Efendimiz\"in (Sallallahü aleyhi ve sellem) bilinen iki hırkası vardır. Bunlardan biri Kaside-i Bürde\"nin yazarı büyük şair Kaab bin Züheyr\"e verilir ki, Topkapı Sarayı\"nı ziynetlendirir. Diğeri de Kareli Üveys\"e gönderilir. Hasılı bu iki kutlu miras da İstanbulumuz\"a nasip olur. Belki de ona bu yüzden İslambol derler... Kimbilir? Peki siz Karen adında bir yer duydunuz mu? Yalanı yok ya, ben duymamıştım. Ta ki Veysel Karani hakkında bir şeyler okuyana kadar.
Hüzeyl kabilesinden Medineli Hamele, devesine binmiş, kırda gidiyordu. İlerideki vahada koyunlarını otlatan Raşid’in kızı Es’ile’yi gördü.
Es’ile, koyunları sürerken rüzgâr yüzündeki örtüyü sıyırmış, onun sahip olduğu fıtrî güzelliği gören Hamele, fikrini bozmaya niyet etmişti.
Bayezid-i Bestami (k.s.) Hazretlerinden, bir talebesi keramet talebinde bulunur. Hz.Şeyh:
- Biz onu çoban Abdullah\"a verdik. Git sana göstersin, diye gönderir.
1930\"lu yıllar. Rize. Anzer, halkın kendi tabiri ile Ancer. Dünyaca balı ile meşhur olan Ancer. Binlerce poleni ve şifayı içinde barındıran balıyla meşhur Ancer. Kış. Yaylacılık yapan Ancerlilerin bir kısmı aşağıya Rize\"ye şehre inmemiş, kışlamışlar. Yazdan yığdıkları otlarıyla, mallarını kışdan çıkarıp, bahara eriştirmenin çabası içindeler.
Yıl: 1433, Yer: Edirne. İhtiyar subaşı nefes nefese huzura çıkar, Padişahı selâmlar.
-Engürü\"deki şeyhi getirdik efendim!, Ama ...
-Aması ne?
-Bu zat söylendiği gibi etrafına çapulcu toplayan bir fitneci değil. Aksine büyük bir âlim ve gönül ehli.
-Nereden biliyorsun peki?
İki kardeştiler. Biri köyde çobanlık yapmayı tercih ederek diyordu ki: Bu zamanda şehre gitmek, oranın günahlı hayatına karışmak çok kötü. İyisi mi, ben köyün çobanlığını yapayım, günahlardan uzak kalayım.
Diğeri ise şehre gitti. Bir mahallede küçük bir tamir kulübesi açıp başladı ayakkabı tamirine.
Çoban dağda koyunları, keçileri otlatıyor, hiçbir namazını kaçırmıyor, hiçbir şekilde de nâmahreme nazar etmiyordu. Bütün gün ormanın sessizliği içinde zikirle, fikirle, şükürle yaşayıp gidiyordu.
Allah Teâlâ\"nın, dört büyük kitaptan biri olan Tevrat\"ı verdiği ve yeryüzünde dinini tebliğ edip, hakim kılması için gönderdiği Ulu\"l-Azm* peygamberlerden biri. Hz. İbrahim (a.s)\"in soyundan olup, israiloğullarının akidelerini ıslah etmek ve onları Allah Teâlâ\"nın dilediği nizama kavuşturmakla görevlendirilmişti. Küfürle mücadelesi Kur\"ân-ı Kerim\"de uzun uzun anlatılmaktadır