
HOŞGELDİNİZ , Toplam : 418 , Yorum : 170
Akşehir\"de adamın birine bir mektup gelmişti. Adam:
— Bunu okusa okusa hoca okur, diyerek Nasreddin Hoca\"ya getirdi.
Hoca merhum, baktı ki mektup Farsça:
— Ben okuyamayacağım, bir okuyan bul, deyip mektubu geri verdi. Adamın suratı asılmıştı:
Tembel, ev bark sahibi olmak gibi bir düşüncesi olmayan, nerde akşam orda sabah kabilinden, onun bunun evinde ömür tüketen bir adam varmış. Bu adam bir gece de hocanın kapısını çalmış.
Hoca:
— Kim o?, diye sormuş.
Hocaya bir gün kazan lâzım olmuştu. Gitti komşusundan aldı, fakat verirken kazanla beraber bir de içinde küçük bir tencere verdi. Komşu kazanı alırken:
— Hocam bu içindeki tencere ne oluyor? diye sordu. Hoca:
— Kazan doğurdu komşu, dedi.
Hoca merhum, bir gün Mollası İmad\"la kurt avına çıkar. Dağda gezerken bir kurt ini bulurlar ve İmad kurt yavrusu yakalamak için ine dalar. Hoca dışarda mağaranın ağzında beklemektedir. Biraz sonra ana kurt gelip ine girer. Ama, tam içeri girerken hoca, İmad\"ın başına gelecekleri düşünüp kurdu kuyruğundan yakalar
Komşusu her zaman olduğu gibi, gene bir gün hocadan eşeği ister. Hoca vermek istemediğinden:
— Eşek evde olsaydı maalmemnuniye, ama, maalesef yok, der.
Hoca bir gece uyandı ki kapının önünde birkaç kişi toplanmış kavga ediyorlar.
Hoca:
— Hatun ışığı yak da bir bakalım bakayım neymiş bunların derdi? der.
Hocanın bahçesine bir gün bir öküz girmişti. Hoca sırığı kaptığı gibi öküze hücum etti, ama öküz de kaçıp başını kurtardı. Fakat hoca bunu unutmamıştı.
Dostlarından biri hocaya:
— Sizin hatun aklını kaybetti, der.
Hoca, adama cevap bile vermeden başlar derin derin düşünmeye...
Hocaya sormuşlar:
— Sabah oldu mu insanlar hep bir tarafa gitmez de kimi o tarafa kimi bu tarafa dağılır. Bunun sebebi nedir? demişler.
Hoca merhum, bir keresinde günlük elbisesi ile bir merasime iştirak etmişti. Eski - püskü elbise ile kimse hocaya itibar etmedi, hatta yemek sofrasına bile çağırmadılar. Hoca anladı itibarın elbiseye olduğunu... Doğru eve gitti, en yeni elbiselerini giyip geldi. Bu kerre onu yepyeni kürk içinde gören halkın dikkatini çekti ve baş köşeye buyur ettiler.
Hoca merhum, almış eline yoğurt kâsesini, varmış Akşehir Gölünün kenarına, kaşık kaşık yoğurdu göle dökmeye başlamış. Görenlerden biri sormuş:
— Hoca ne yapıyorsun öyle? Hoca:
Nasreddin hoca merhum, bir gün mezarlığa dolaşmaya gitmişti. Orada gezerken mezara benzer bir çukur görüp içine ölü gibi yattı. Hoca kendi kendine:
— Bakalım sorgu melekleri gelecekler mi? diye düşünmüştü.
Bir gün hoca merhum, çarşıya gidiyordu. Çocuklar yolunu kestiler ve herkes hocadan birer düdük istedi, içlerinden biri ise ötekiler gibi:
— Hoca bana da düdük getir, dedi ama parasını verdi. Hoca hepsine:
Hoca bir gün pazarda bir papağanın on altına satıldığını görüp doğru eve koştu ve bir hindi alıp pazara getirdi. Hoca, hindiyi kaça sattığını soranlara;
— On altından beş kuruş aşağı olmaz, diyordu.
Hocanın bir hindiye on altın istemesine gülmeye başladılar.
Hoca:
Hocanın kadılığı zamanında adamın biri mahkemeye bir adam getirip:
— Hocam bu adam rüyamda benden zorla yirmi akçe aldı, fakat şimdi istiyorum vermiyor. Ben de mahkemeye getirdim. Benim hakkımı bu adamdan al, der.
Hoca şikâyet edilen adama:
— Ver bakalım yirmi akçe, der.