
HOŞGELDİNİZ , Toplam : 418 , Yorum : 170
Hocaya sormuşlar:
— Sabah oldu mu insanlar hep bir tarafa gitmez de kimi o tarafa kimi bu tarafa dağılır. Bunun sebebi nedir? demişler.
Hoca merhum, bir keresinde günlük elbisesi ile bir merasime iştirak etmişti. Eski - püskü elbise ile kimse hocaya itibar etmedi, hatta yemek sofrasına bile çağırmadılar. Hoca anladı itibarın elbiseye olduğunu... Doğru eve gitti, en yeni elbiselerini giyip geldi. Bu kerre onu yepyeni kürk içinde gören halkın dikkatini çekti ve baş köşeye buyur ettiler.
Hoca merhum, almış eline yoğurt kâsesini, varmış Akşehir Gölünün kenarına, kaşık kaşık yoğurdu göle dökmeye başlamış. Görenlerden biri sormuş:
— Hoca ne yapıyorsun öyle? Hoca:
Nasreddin hoca merhum, bir gün mezarlığa dolaşmaya gitmişti. Orada gezerken mezara benzer bir çukur görüp içine ölü gibi yattı. Hoca kendi kendine:
— Bakalım sorgu melekleri gelecekler mi? diye düşünmüştü.
Bir gün hoca merhum, çarşıya gidiyordu. Çocuklar yolunu kestiler ve herkes hocadan birer düdük istedi, içlerinden biri ise ötekiler gibi:
— Hoca bana da düdük getir, dedi ama parasını verdi. Hoca hepsine:
Hoca bir gün pazarda bir papağanın on altına satıldığını görüp doğru eve koştu ve bir hindi alıp pazara getirdi. Hoca, hindiyi kaça sattığını soranlara;
— On altından beş kuruş aşağı olmaz, diyordu.
Hocanın bir hindiye on altın istemesine gülmeye başladılar.
Hoca:
Hocanın kadılığı zamanında adamın biri mahkemeye bir adam getirip:
— Hocam bu adam rüyamda benden zorla yirmi akçe aldı, fakat şimdi istiyorum vermiyor. Ben de mahkemeye getirdim. Benim hakkımı bu adamdan al, der.
Hoca şikâyet edilen adama:
— Ver bakalım yirmi akçe, der.
Bir gün hoca merhum, camiden çıkıp eşeğine binmiş eve gidiyordu, arkasında cemaat vardı. Hoca arkasını cemaata dönmeyi uygunsuzluk sayıp eşeğe ters bindi.
Cemaat hocanın bu hareketine bir mânâ verememişlerdi.
— Ne oluyor hoca? Merkebe neden ters bindin? dediler.
Bir gün hoca merhum, oğlunu eşeğe bindirmiş kendisi arkasından ağır ağır yürüyerek köye gidiyorlarmış. Yolda bunları görenler:
— Dünya tersine döndü galiba! Baksana hale! ihtiyar adam yerde yürüyor da parmak kadar çocuk eşeğin üzerinde. Ne ayıp şey değil mi? diye söylenmeye başlamışlar.
Nasreddin hoca Akşehir\"de ara-sıra pazara iplik çıkarır satarmış. Fakat hocayı hep kandırırlar ipini değerinden aşağı alırlarmış. Hoca, durumdan kurtulmak için bu sefer yün iplikleri kurumuş bir deve başı bularak ona sarmış. Hoca, iplikle pazara çıktığı zaman iplikçi:
__ Bu nasıl yumak böyle yahu!.. Ne var bunun içinde?, demiş.
Birkaç papaz aralarında; Hazreti Muhammed göğe çıktıydı, çıkmadıydı, çıktıysa nasıl çıktı gibi bir takım yersiz tartışmaya girmişler. En sonunda göğe çıkması imkânsız, fakat biz bunu gidip bir de hocadan soralım diye Nasreddin merhumun yanına gelip:
— Hoca, bizim bir meselemiz var. Bu hususta bize yardım eder misin? demişler.
Akşehir\"in ağalarından hocanın bir ahbabı vardı. Bir gün Akşehir\"e gittiği zaman onu da ziyaret etmek istedi. Ağanın konağına yaklaştığında onu pencereden başını çıkarmış etrafı seyreder gördü. Ağa da hocayı görmüştü. Onunla görüşmek ve evine almak istemediğinden başını içeri çekti. Hoca eve gelip kapıyı çaldığında kapıyı hizmetçi açtı.
Komşunun biri hocadan bir gün merkebini istedi. Hoca:
— Dur bir dakika! Kendisine sorayım eğer gönlü varsa alâ, ama gönlü yoksa veremem, deyip içeri girer.
Adam dışarda neticeyi beklemektedir. Hoca gelir ve der ki:
— Kendisine sordum, emin ol ki hiç niyeti yok.
Adam:
Timurlenk, ordusunda kullandığı fillerden bir tanesini hoca merhumun bulunduğu köye gönderir ve arkasından da:
— Bu file elinizden geldiği kadar bakacak ve besleyeceksiniz, diye haber yollar.
Fil köyde istediği gibi dolaşmakta, dilediği bağ ve bahçeden beslenmektedir. Kimse çıkıp da:
Hoca merhumun huzuruna bir adam gelip, dâvâcı olduğu zat hakkında attı, tuttu. Hoca merhum adamı sonuna kadar dinledikten sonra:
— Haklısın sen!... dedi.
Biraz sonra hakkında konuşulan adam geldi Hoca merhumun huzuruna. O da başladı hasmının hakkında konuşmaya. Hoca merhum onu da sonuna kadar dinledikten sonra, baktı o da gayet haklıya benziyor:
— Sen de haklısın arkadaş, dedi.