
HOŞGELDİNİZ , Toplam : 400 , Yorum : 107
Köyün delikanlıları Hoca Merhumu faka bastırmak isterler. Hoca"nın karşıdan geldiğini görünce bir ağacın altına toplanıp Hocayı bu ağaca çıkaralım biz de pabuçlarını alıp kaçalım diye plan kurarlar.
Timurlenk birgün Hoca Merhum\"a:
— Gelsin de cirit oynayalım, diye haber saldı. Hoca gelenlere «hemen geliyorum» dedi ve bir öküzü hazırlayıp üzerine atlayarak cirit meydanına çıktı. Halk toplanmış Timur\"la Hoca\"nın cirit oynamasını seyredecekti.
Birgün Hoca Merhumun kapısı çalınır. Hoca üst katın penceresinden başını çıkarıp ne istediğini sorar. Adam hâlâ kapıyı çalmaya devam edince de inip kapıyı açar. Ve ne istediğini sorar. Adam bir sadaka istediğini söyleyince Hoca çok kızar ve hiç istifini bozmadan «benimle gel» der. Üst kata çıkınca da adama. «Allah versin» diyerek geri gönderir.
Hoca Merhumun bir miktar parası vardı. Birgün düşündü-taşındı bunu hırsızlardan nasıl korurum, diye bir plan hazırladı. Parayı alıp bahçeye gömdü. Şöyle geri çekilip bakınca:
— Ben hırsız olsam bu parayı gözü kapalı bile bulurum, diyerek parayı oradan aldı. Sonra aklına şöyle bir fikir geldi. Parayı bir keseye doldurdu. Uzunca bir sırık buldu. Keseyi de sırığın tepesine sımsıkı bağladı. Sonra da sırığı alıp evinin önünde bir tepeye dikti. Biraz jeri çekilip bakınca anladı ki, sırığın tepesine adamın boyu yetişemez:
Hoca bir akşam eve giderken oradan birkaç tane talebenin geçtiğini görüp:
— Çocuklar haydin bizim eve gidelim, bu akşam çorbayı bizde içer hem de sohbet ederiz, der.
Talebeler maalmemnuniye kabul ederler. Hoca eve gelince Hanımına:
Timur Hoca\"yı ava davet etmişti. Fakat herkese en iyi atlar verildiği halde Hoca Merhuma ihtiyar ve bakımsız bir at verilmişti. Dağda avlanırlarken yağmur tuttu. Avdakiler ıslanmamak için atlarını kamçılayıp ıslanmaktan kurtuldular. Hoca Merhumun bindiği at ise bir türlü yürümek bilmiyordu. O yapayalnız kaldı
Hoca Merhumun hanımı muziplik olsun diye birgün çorbayı ocaktan indirir indirmez sofraya kor ve Hoca\"ya buyur eder. Fakat unutarak evvela kaşığı kendisi daldırır. Çorbanın sıcaklığı ağzını fena halde yaktığı için hanımın gözlerinden yaşlar akmaya başlar. Hoca:
Hoca Merhum birgün pazardan bir eşek almış eve geliyordu. Hoca\"nın dalgın dalgın eşeği çekip gitmekte olduğunu gören iki kafadardan biri sezdirmeden Hoca\"nın arkasındaki eşeğin başından yuları çıkarıp kendi kafasına geçirdi. Öbürü ise eşeği alıp gitti. Hoca Merhum hadiseden habersiz yoluna devam ediyor, ve arkasından eşeğin geldiğini sanıyordu.
Hoca merhum, birgün ırmak kenarında dolaşıyormuş. Karşıdan gelen birkaç kişi görüp:
— Böyle sıraya dizilmiş nereye gidiyorsunuz? diye sormuş. Onlar:
Nasreddin hoca merhum, hayatının sonlarına doğru çoluk-çocuklarına hep:
— Ben ölürsem cenazemi eski-virane bir kabre koyun, diye vasiyet eder, dururmuş.
Hoca merhum, köyün imamı iken Ramazan ayı geldiğinde günleri şaşırmamak için her gün çömleğe bir taş atarmış. Hocanın bir de küçük kızı varmış. Bu çocuk babasının her gün çömleğe taş attığını görünce, kendisi de tutmuş bir avuç taşı çömleğe doldurmuş.
Hoca merhum, ömrünü va\"zetmekle geçirdiği cemaatın git-gide bozulduğunu gördükçe çok üzülürmüş. Bir gün yine va\"zetmek için kürsüye çıkıp:
— Ey cemaat benim ne söyleyeceğimi biliyor musunuz? demiş. Camidekiler hep bir ağızdan:
— Bilmiyoruz, demişler.
Akşehir\"de adamın birine bir mektup gelmişti. Adam:
— Bunu okusa okusa hoca okur, diyerek Nasreddin Hoca\"ya getirdi.
Hoca merhum, baktı ki mektup Farsça:
— Ben okuyamayacağım, bir okuyan bul, deyip mektubu geri verdi. Adamın suratı asılmıştı:
Tembel, ev bark sahibi olmak gibi bir düşüncesi olmayan, nerde akşam orda sabah kabilinden, onun bunun evinde ömür tüketen bir adam varmış. Bu adam bir gece de hocanın kapısını çalmış.
Hoca:
— Kim o?, diye sormuş.
Hocaya bir gün kazan lâzım olmuştu. Gitti komşusundan aldı, fakat verirken kazanla beraber bir de içinde küçük bir tencere verdi. Komşu kazanı alırken:
— Hocam bu içindeki tencere ne oluyor? diye sordu. Hoca:
— Kazan doğurdu komşu, dedi.
islami chat
islami çet
islami sohbet l
lida
lida