
HOŞGELDİNİZ , Toplam : 408 , Yorum : 111
Hak’kın yaptıklarını da gör, bizim yaptıklarımızı da. Her ikisini de gör ve bizim yaptığımız işler olduğunu bil, zaten bu meydanda. Ortada halkın yaptığı işler yoksa, her şeyi Hak yapıyorsa, şu halde kimseye “bunu niye böyle yaptın” deme!
Tanrı’nın yaratması, bizim yaptığımız işleri meydana getirmektedir. Bizim işlerimiz Tanrı işinin eseridir.
Söz söyleyen kimse, ya harfleri görür, yahut manayı. Bir anda her ikisini birden nasıl görebilir? İnsan konuşurken manayı düşünür, onu kastederse harflerden gafildir. Hiçbir göz bir anda hem önünü hem ardını göremez. Şunu iyice bil! Önünü gördüğün zaman ardını nasıl görebilirsin?
Ey padişahlar! Dışarıdaki düşmanı öldürdük; içimizde ondan beter bir hasım var. Bunu öldürmek, aklın fikrin işi değil. İçerideki aslan öyle tavşan maskarası olmaz. Cehennem, bu nefistir; cehennem, bir ejderhadır ki harareti denizlerle eksilmez. Yedi denizi içer de yine kocakarıya benzeyen nefsin harareti ve coşkunluğu azalmaz. Taşlar, taş yürekli kafirler; ağlayıp inleyerek mahcup bir halde cehenneme girerler. Hak’tan ona şu nida gelmedikçe bu kadar azaba da kanaat etmez:
“KÜÇÜK MUHAREBEDEN BÜYÜK MUHAREBEYE DÖNDÜK” SÖZÜNÜN TEFSİRİ
Güzel bir derede av hayvanları, aslan korkusundan ıstırap içindeydiler. Çünkü aslan, daima pusudan çıkıp birisini kapmaktaydı. O otlak bu yüzden hepsine fena geliyordu.
Hileye baş vurdular; aslanın huzuruna geldiler: “Biz sana gündelikle yiyecek verip doyuralım. Bundan sonra hiçbir av peşine düşme ki bu otlak bize zehrolmasın.”dediler.
İsa dinini mahvetmek için aynı Yahudinin neslinden diğer bir padişah meydana çıktı. Bu diğer padişahın meydana çıkışını haber almak istersen “Vessamai zatülburüc” süresini oku.
Birinci padişahtan doğan kötüye adeta bu padişahta ayak uydurdu.
Bil ki o çeşit sitem ve zulümlerden bu, ne yaparsa Tanrı, günahını artıksız, eksiksiz ilk zalimden sorar.
Yahudiler içinde zalim, İsa düşmanı ve Hıristiyanları yakıp yandırır bir padişah vardı. İsa’nın devriyle, nöbet onundu. Musa’nın canı oydu, onun canı Musa. Şaşı padişah. Tanrı yolunda o iki Tanrı demsazını birbirinden ayırdı. Usta bir şaşıya “yürü, var, o şişeyi evden getir” dedi. Şaşı,”O iki şişeden hangisini getireyim? Açıkça söyle dedi. Usta dedi ki: “O iki şişe değildir. Yürü, şaşılığı bırak fazla görücü olma!” Şaşı, “Usta, beni paylama. Şişe iki” dedi. Usta dedi ki: “O iki şişenin birini kır!” Çırak birini kırınca ikiside gözden kayboldu.
Bir bakkal vardı, onun bir de dudusu vardı. Yeşil, güzel sesli ve söyler duduydu. Dükkanda dükkan bekçiliği yapar; bütün alış veriş edenlere hoş nükteler söyler, latifeler ederdi. İnsanlara hitap ederken insan gibi konuşurdu, dudu gibi ötmede de mahareti vardı.
Ey dostlar! Bu hikayeyi dinleyiniz. Hakikatte o bizim bu günkü halimizdir
Bundan evvelki bir zamanda bir padişah vardı. O hem dünya, hem din saltanatına malikti. Padişah, bir gün hususi adamları ile av için hayvana binmiş, giderken ana caddede bir halayık gördü. O halayığın kölesi oldu. Can kuşu kafeste çırpınmaya başladı. Mal verdi o halayığı satın aldı.Onu alıp arzusuna nail oldu. Fakat kazara o halayık hastalandı.
Allahın rahmeti ve bereketi üzerinizde olsun sevgili din kardeşlerim keske herkes bu kadın gibi olabilse acaba dunyada boyle dusunen kaç kişi vardır
Gülcan Koç
Ey imam edenler, ALLAH´tan korktun.
Herkez yarin icin neyi taktim ettigine
baksin. ALLAH´tan korktun.Hic $üphesiz
ALLAH, yaptiklarinizdan haberdardir.
besen
Büyük bir ilim adamı olan Ebu Hanife aynı amanda kumaş ticaretiyle uğraşan bir esnaftı.Bir akşam üzeri dükkanına iki müşteri geldi.Kumaş toplarından birini beğendiler;fakat kumaşları ancak sabah alabileceklerini,parasınıda sabah ödeyeceğini söyleyerek ayrıldılar.
Sabah olunca dükkana erkenden gelen başka bir müşteri tezgahın üzerindeki kumaşı beğendi ve almak istedi.Ebu Hanife,(Bu kumaş satıldı.Siz başka bir kumaşa bakın.)diyerek adamın isteğini geri çevirdi.Ancak adam o kumaşıiki kat para vererek almak istedi.Ebu Hanife,tekrae(Bu kumaş satıldı) diyerek teklifi reddetti.Müşteri ısrarlıydı ve bu defa kumaşın değerinin üç katı para teklif etti.Bunun üzerine Ebu Hanife,(İsterseniz değerinin yüz katını verin,yinede bu kumaşı size veremem.Çünkü ben bu kumaşı başka müşterilere sattım.,sözümden dönemem.)diyerek adamın isteğini geri çevirdi.
asim25
Bir adam yolda yürürken çok susadı.Yol üzerinde bir kuyuya inip su içti.Suyunu içtikten sonrasusuzluktan dili damağına yapışmış bir köpeğin yaklaştığını gördü.Kendi kendisine (Bu köpekde çok susamış.)deyip köpeğe su içirdi.Yüce Allah bu kişinin davranışından memnun kaldı.
Hz.Peygamber bu olayı anlattıktan sonra kendisini dinleyen sahabelerden bazıları:
-Ey Allah\'ın resulü,yani bize hayvanlara yaptığımız iylikler için de sevap var mıdır? diye sordular.
Peygamberimiz:
-Evet,her canlıya yapılan iylikte sevap vardır. diye buyurdu.
asim25
Ey insanlar!
Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım.
Ey İnsanlar!
Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu beldeniz nasıl mukaddes bir belde ise, Rabbinize kavuşuncaya kadar kanlarınız, mallarınız, ırzlarınız da öylece mukaddesdir, her türlü taaddî ve tecâvüzden masun, birbirinize haramdır.
Ey Eshâbım!
Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın, Benden sonra, eski dalâletlere dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız!... Bu vasiyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsin. Olabilir ki bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak muhâfaza etmiş olur.
Ey Eshâbım!
Kimin yanında bir emânet varsa onu sâhibine versin. Borç mutlaka yerine verilecektir. Kiralanan şey sâhibine iâde edilecektir. Hediyeler, hediye ile karşılanır. Başkalarına kefil olanlar, kefâletin mes\'ûliyetini de üzerine almış olur.
Câhiliyet devrine âit fâizin her çeşidi mülgâdır, ayağımın altındadır. Lâkin, borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulm olununuz. Allâh\'ın emri ile fâizcilik, artık yasaktır. Câhiliyyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz; Abdülmuttalib\'in oğlu amcam Abbas\'ın fâizidir.
Ey Eshâbım!
Câhiliyet devrinde güdülen kan dâvâları da kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan dâvâsı; Abdulmuttalib\'in torunu Rebîa\'nın kan dâvâsıdır. Câhiliyyetten kalan örf ve âdetler de kaldırılmıştır. Ancak, Kâbe\'ye dâir sidânet (hizmetçilik) ve hacca gelenlere sâkilik yapma âdetleri bâkidir.
Kasıtla öldürülen, kısas edilecektir. Sopa ve taşla öldürülen ise kasten öldürülmüşe benzer. Sopa ve taşla öldürülenin yüz deve diyet hakkı vardır. Bunu arttıran câhiliyyet devrinin insanı gibidir.
Ey İnsanlar!
Artık şeytan, sizin şu topraklarınızda nüfuz ve saltanatını kurmak kudretini ebediyyen kaybetmiştir. Fakat, size bu saydığım şeyler haricinde, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız, onu memnun edecektir. Dîninizi korumak için bunlardan hazer ediniz.
Ey İnsanlar!
Haram ayların yerlerini değiştirip ertelemek, inkarcılıkta gerçekten ileri gitmektir. Kâfirler böylece sapıyorlar. Allâh\'ın haram kıldığı ayların sayısına uydurmak için onu bir yıl haram, bir yıl helâl sayıyorlar. Böylece, Allâh\'ın haram kıldığını helâl saymış oluyorlar.
Zaman, Allah (C.C.)\'nün gökleri ve yeri yarattığı günden bu yana aynı şekilde devam ediyor. Hakîkatte, Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden bu yana 12 aydır. Bu hakîkat, Allâh\'ın kitâbında mevcuttur. Bu aylardan dördü, harem aylarıdır. Bunlardan üçü, birbirini tâkip ederler. Yalnız biri tekdir. Birbirini tâkip edenler; Zilkâde, Zilhicce ve Muharrem\'dir. Cemaziyel-Âhir ile Şaban arasında bulunan Recep ayı ise tek olan harem aydır.
Ey İnsanlar!
Kadınlara hayırla muâmele etmenizi ve Allah\'dan korkmanızı tavsiye ederim. Çünkü onlar emriniz altındadır. Siz kadınları Allah emâneti olarak aldınız ve onların nâmuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Şunu biliniz ki; Sizin kadınlar üzerinde haklarınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır.
Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız; yatağınızı yabancılardan korumaları ve müsâadeniz olmadıkça, hoşlanmadığınız bir kimsenin evinize girip, oturmasına müsâade etmemeleridir. Hiçbir kadın erkeğinin izni olmaksızın evinden bir şey harcayamaz! (Eshâbdan bâzıları; «Yemek de mi veremez?» deyince, Rasûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: «Yemek insanların en üstün malıdır».) Şâyet kadınlarınız, bu yasaklardan birini yaparlarsa; onlardan ayrı yatın ve yaralamadan, berelemeden dövüp vazgeçirin. Eğer size itaat ederlerse, onların aleyhine yürümek için başka yol aramayın, daha ilerisine geçmeyin.
Kadınlarınızın da sizin üzerinizdeki hakları; mağruf olan şekliyle (şer\'i ahkama göre), her türlü yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.
Kölelerinize [5] gelince; onlara yediğinizden yedirmeğe, giydiğinizden giydirmeğe dikkat ediniz. Affedemeyeceğiniz bir hata yaparlarsa asla eziyet etmeyiniz! Onları satılığa çıkarınız. Çünkü onlar da Allâh\'ın kullarıdır.
Ey Mü\'minler!
Sözümü iyi dinleyiniz, iyi anlayınız ve iyi muhafaza ediniz! Muhakkak ki Rabbiniz birdir. Babalarınız da birdir. Hepiniz Âdem\'densiniz, Âdem (A.S) da topraktandır. Müslüman Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Allah katında en hayırlınız, Allah\'dan en çok korkanınızdır. Arabın Aceme, Acemin de Arapa, sarı ırkın siyah ırka, siyah ırkın da sarı ırka üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvâ iledir. Din kardeşlerinize âit olan herhangi bir hakka tecâvüz, başkasına helâl değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisi vermiş olsun.
Haksızlık da yapmayın! Haksızlığa boyun da eğmeyin!
Ey Eshâbım!
Nefislerinize de zulmetmeyiniz. Nefislerinizin de üzerinizde hakkı vardır.
Ey İnsanlar!
Allah\'dan korkun. Halîfe olarak başınıza; burnu kulağı kesik bir köle dâhi seçilmiş olsa, Allâh\'ın Kitâbı\'yla hükmettiği müddetçe onu dinleyin ve ona itaat edin.
Ey İnsanlar!
Allah, her hak sâhibine hakkını Kur\'ân\'da vermiştir. Vâris için vasiyyete lüzum yoktur. Mirasçının haricinde olanlara vasiyyetse, terekenin (geride bıraktığının) sâdece üçte biri hududunda caizdir.
Çocuk kimin döşeğinde doğmuş ise, ona âittir. Zinâ eden için mahrûmiyyet vardır. Bunların hesapları Allâh\'a âittir. Babasından başkasına neseb iddiâ eden soysuz veya efendisinden başkasına intisâba kalkan nankör, Allâh\'ın gazâbına, meleklerin ve bütün insanların lânetine uğrasın! Cenâb-u Hakk, bu gibi insanların ne tövbelerini, ne de adâlet ve şehâdetlerini kabul eder. Böyle bir kişiden ne mal, ne de can fedâkârlığı kabul edilemez!
Ey İnsanlar!
Her suçlu kendi suçundan bizzat kendisi mes\'ûldür. Hiçbir babanın işlediği suçun cezâsını evlâdı çekemez. Hiçbir evlâdın suçundan da babası mes\'ûl edilemez.
Ey İnsanlar!
Size bir emânet bırakıyorum ki siz ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız! O emânet, Allâh\'ın Kitâbı Kur\'ân ve O\'nun Elçisinin Sünnetleridir.
Ey Mü\'minler!
Allah\'dan korkun! Beş vakit namâzınızı kılın! Ramazan ayındaki oruçlarınızı tutun! Mallarınızın zekâtını verin! Sizden olan emirlerinize itâat edin ki Rabbinizin cennetine giresiniz.
Ey İnsanlar!
Ben, hepinizden önce Kevser Havuzu\'na varacağım. Sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere iftihar edeceğim. Benim yüzümü kara etmeyin. Ben birtakım insanları kurtaracağım. Bir takımları da benim kendilerini kurtarmamı isteyecekler,
Ben; \"Yâ Râb! Bunlar, Benim Eshâbımdandır, bunlar da «ÜMMETİM» diyeceğim.
Allâhü Teâlâ ise; \"Sen, onların Senden sonra ne yaptıklarını bilmezsin!\" diyecek.
Ey Nas!
Aşırı gitmekten sakının. Geçmiş ümmetlerin mahvolmalarının sebebi; dinde aşırı gitmeleri idi. Hac usullerini benden öğrenin!
Bundan sonra Rasûlülllah, uzunca DECCAL\'ı anlattı. Nihâyet şöyle buyurdu:
Allâh\'ın gönderdiği her peygamber, ümmetini bu Deccal ile korkuttu. Nuh ve O\'ndan sonra gelen peygamberler de bu Deccal ile ümmetlerini korkuttular. Deccal sizin devrinizde çıkacak. Şâyet Deccal\'ın alâmetlerinden bir kısmını bilmiyorsanız, Rabbinizi de bilmiyor değilsiniz. (Rasûlüllah bu sözü üç kere tekrar buyurdular.)
Sizce mâlûmdur ki Rabbiniz\'in bir gözü kör değildir. Halbûki Deccal\'ın bir gözü kördür. Onun kör olan gözü üzüm tanesi gibi dışarı fırlamıştır.
Ey Nâs!
Yarın Beni sizden soracaklar. Ne diyeceksiniz? Risâletimi tebliğ ettim mi? İlâhi vazîfemi yaptım mı?\"
Bütün Eshâbı Kirâm; \"Evet, yemin ederiz, Allâh\'ın risâletini tebliğ ettin, vazîfeni yaptın. Bize vasiyyet ve nasîhatte bulundun. Böylece şehâdette bulunuruz.\" dediler.
(Bunun üzerine Rasûlü Ekrem (S.A.V.) mübârek şehâdet parmağını göğe kaldırıp sonra da cemâat üzerine çevirip indirerek
ŞÂHİD OL YÂ RAB! ŞÂHİD OL YÂ RAB! ŞÂHİD OL YÂ RAB!
deli81
GÜNLERDEN BİRGÜN HZ.MUHAMMET S.A.V İN KIZI HZ FATMA BABASINA SORAR BABA DÜNYADA İLK ÖNCE CENNETE GİRECEK İNSAN KİMDİR.HZ MUHAMET S.A.V ŞÖYLE BUYURUR BİZİM AŞAĞIDAKİ MAHALEDE FALAN SOKAKTA BİRİ OTURUYOR İŞTE İLK CENNETE GİRECEK İNSAN O DUR DİYOR. HZ FATMA MERAK EDER BABASININ TARİF ETİĞİ YERE GİDER VE KAPIYI ÇALAR KAPININ ARKASINDA ÇOK YAŞLI BİR BAYAN SESİYLE KİM O DER HZ FATMA DA BEN FATMAYIM HZ MUHAMMDİN KIZI FATMA YAŞLI KADIN ÜZÜLEREK ŞÖYLE BUYURUR EY FATMA SENDEN BEN AFETMENİ DİLİYECEM AMA EŞİMİN HABERİ OLMADAN SENİ İÇERİ ALAMIYACAM BEN BUGÜN ONDAN İZİN ALAYIM YARIN GELİRİSİNİZ HZ FATMA GERİ GİDER VE ÇOK ŞAŞIRIR ÖTEKİ GÜN BİRDA GİDER BUSEFER YANINDA ÇOCUKLARI HZ HASAN İLE HZ HÜSEİNİDE GÜTÜRÜR.VE YİNE KAPIYI ÇALAR GENE AYNI BAYAN KİM O DİYE SORAR VE KAPIYI AÇMAZ HZ FATMA BENİM DER YAŞLI BAYAN SORAR YANINDAKİLER KİM HZ FATMA ÇOCUKLARIMDER YAŞLI BAYANDA KUSURUMA BAKMA EY FATMA BEN EŞİME SADECE SENİN İÇİN İZİN ALMIŞTIM ÇOCUKLARINDAN HABERİM YOKTU SENDAHA SONRA YİNE GEL BEN BUSEFER ÇOCUKLARIN İÇİNDE İZİN ALIRIM YAŞLI BAYAN KAPIYI GENE AÇMAZ.ÖTEKİ GÜN HZ FATMA GENE O KAPIYI ÇALAR YAŞLI BAYAN KAPIDA YİNE SORAR KİM O DİYE HZ FATMA BENİMDER VE KAPI AÇILIR SONUNDA.HZ FATMA ÇOK ŞAŞIRMIŞ ÇÜNKÜ YAŞLI DİYE DÜŞÜNDÜĞÜ BAYAN MEĞERSE ÇOK GENÇ VE GÜZEL BİR BAYNMIŞ HZ FATMA SORAR PEKİ O YAŞLI KADIN NERDE DİYE GENÇ BAYAN AĞZINDAN BİR TAŞ ÇIKARTARAK O YAŞLI BAYAN BENİM PEKİ NEDEN O TAŞIN AĞZINDA OLDUĞUNU SORAR GEN BAYAN YOLDAN GEÇENLER SESİMİ DUYUP GÜNAHA GİRMESİNLER DİYE İŞTE BU BAYAN CENNETE İLK GİRECEK İNSANDIR.ÇÜNKÜ KOCASINA SADIK VE DİNDAR BİR EV HANIMIDIR BUNLARI ÖRNEK ALALIM LÜTFEN ALLAHA EMANET OLUN
cemal22
Hoca Merhum kadı iken adamın biri gelip:
— Kadı Efendi filan adam benim kulağımı ısırdı, hakkımın alınmasını istiyorum, der. Kulak ısırdığı iddia edilen adam ise ısırmadığını iddia ederek adamın kendi kulağını kendisinin ısırdığını söyler.
Hoca Merhum bir gece bakar ki, adamın biri bahçenin içinde ellerini - kollarını açmış eve doğru bakıyor. Hoca Merhum bir hırsız olduğuna kanaat getirerek içeri girmeye bile sabredemeden:
— Hanım çabuk, benim okla yayı getir, diye seslenir. Hocanın hanımı işin farkında değildir. Hemen içerden yay ile oku getirip Hoca\"ya verir. Hoca kenarlardan adama biraz daha yaklaşıp vargücüyle yayı gererek oku fırlatır ve göbeğinden vurduğunu anlayıp içeri girer, yorganı kafasına çekip yatar.
Ruyacafe Script
kelebek forum
mychat