
HOÞGELDÝNÝZ , Toplam : 418 , Yorum : 170
Lût aleyhisselâm Hazreti Ýbrahim\"in akrabasý olup Filistin\"de iskân eden Sedum kavmine peygamber olarak gönderilmiþ ve Ýbrahim âleyhisselâmýn þeriatýný teblið ile memur olmuþtu.
Ýbrahim aleyhisselâm Allahü Teâlâ\"ya aþýrý muhabbeti ve O\"nun rýzâ ve muhabbetini celbeden ibâdetler ve taâtlerde bulunmasý sebebiyle, bu peygamberini halis bir dost ittihaz ederek kendisine ilâhî sýrlarýný vâkýf kýlarak ikram buyurmuþtur
Birinci Ad kavmi helak olduktan sonra, onlarýn geri kalanlarý Vâdi\"l Kura ve Þam taraflarýný imar ederek hâlâ eserleri bakî olan bir takým eski menziller meydana getirdiler.
Güney Arabistan\"ýn Hadramut civarýnda, bulunduklarý yere kumsal ve engebeli yüksek arazi mânâsýnda «Ahkâf» adý verilen Ad kavmi isminde bir millet yaþýyordu. Bu kavm maddî\", bakýmdan hayli ilerlemiþ, zengin olmuþ ve ihtiþamlý binalar içerisinde hayat sürüyorlardý
Güney Arabistan\'ýn Hadramut civarýnda, bulunduklarý yere kumsal ve engebeli yüksek arazi mânâsýnda «Ahkâf» adý verilen Ad kavmi isminde bir millet yaþýyordu. Bu kavm maddî\', bakýmdan hayli ilerlemiþ, zengin olmuþ ve ihtiþamlý binalar içerisinde hayat sürüyorlardý.
hakkof
Nuh aleyhisselâm, Hazreti îdris\"den sonra yer yüzündeki insanlara, kendilerini irþad etmek üzere Allahü Teâlâ\"nýn gönderdiði büyük bir peygamberdir. Hazreti Nuh\"a ait haberler Kur\"ân-ý Kerîm\"in yirmi sekiz yerinde zikredilmiþtir ki, bunlardan birisi müstakil bir sûredir.
Vaktiyle, kardeþ olan Kabil ve Habil isminde iki Adem oðlu, Allahü Teâlâ için birer kurban, ona manevî yakýnlýk saðlayacak birer nesne arz etmiþlerdi. Kabil katý tabiatlý, Habil ise takva sahibi bir kimse idi. Herhangi bîr delil ile Habil\"in kurbanýnýn kabul olunduðu Kabil\"in kurbanýnýn ise kabul olunmadýðý anlaþýldý. Kurbaný kabul edilmeyen Kabil, Habil\"in kurbanýnýn kabul edilmesinden dolayý ona hased ederek:
Allahü Teâlâ, kendi varlýðýný bilsin, ibâdette bulunsun ve yer yüzünü de imâr etsin diye insan varlýðýný yaratmayý mürad ettiði zaman, Meleklerine:
Hz. ADEM ÝLE HAVVA
Allahü Teâlâ, kendi varlýðýný bilsin, ibâdette bulunsun ve yer yüzünü de imâr etsin diye insan varlýðýný yaratmayý mürad ettiði zaman, Meleklerine:
— «Ben yer yüzünde muhakkak bir halife yapacaðým, bir halife tâyin edeceðim ki kendi irademden kudret ve sýfatýmdan ona bazý selâhiyetler vereceðim ki, o bana vekâleten mahlûkatým üzerinde bir takým tasarruflara sahip olacak, benim nâmýma hükümler icra edecek, benim vekilim olarak benim emirlerimi, benim kanunlarýmý tatbike memur bulunacak. Sonra onun arkasýndan gelenler ve ona halef olarak yâni vazifeyi icra edecekler bulunacaktýr,» buyurdu.
Melekler bir taraftan bundaki þerefi takdir ettiler, diðer taraftan da yeryüzündeki bir mahlûka böyle yüksek bir irade selâhiyeti bahþedilmesinde bir þer ihtimalinden de korktular. Allahü Teâlâ bundaki gizli hikmetlerini de bildirmediði için:
— «Ey Rabbimiz! Yer yüzünde onu fesada Verecek, onda fesadlar çýkaracak ve kanlar dökecek bir mahlûk mu yaratacaksýn? Halbuki biz hep sana hamdederek, daima seni tesbih ve takdis edip dururken,» dediler.
Ve bu suretle maksatlarý —hâþâ itiraz olmayýp hikmetini sormak olduðunu bildirdiler, mamafih bununla hilâfete zýmnan bir raðbet de gösterdiler. Allahü Teâlâ cevaben:
— «Her halde ben sizin bilemeyeceðiniz þeyleri bilirim,» buyurdu. Melekler bu cevap karþýsýnda sustular ve birbirlerine:
— — «Elbette rabbýmýz her þeyi bilir, faydasý olmayan bir mahlûk yaratmaz,» dediler.
Allahü Teâlâ, Meleklere: .
— «Muhakkak ben, kuru çamurdan, þekillenmiþ bir balçýktan bir beþer yaratacaðým, binaenaleyh ben, onu tam bir insan kývamýna koyup içine ilâhî bir emrim olan ruhtan feyiz verdiðim vakit, onun için secdeye kapanýn,» dedi.
Bunun üzerine Melekler, hepsi toptan secde ettiler, ancak iblis dayattý, kibrine yediremedi ve secdeden kaçýndý. Çünkü o- kendisini en üstün mahlûk kabul ediyordu.
Allahü Teâlâ:
— «Ya iblis! Sen niçin secde edenlerle beraber olmadýn?» dedi. iblis de:
— «Benim bir kuru çamurdan, bir sûretlenmiþ balçýktan yarattýðýn bir beþere secde etmem mümkün deðildir. Zira ben ateþten yaratýldým, Ateþ\'ise topraktan üstündür,» dedi ve bu bâtýl kýyasýyla itaat dairesinden çýkarak fiilen kâfir oldu.
Allahü Teâlâ: .
— «O halde, çýk oradan, çünkü sen tard olundun. Ve bu lanet ceza gününe kadar üzerindedir.» Þeytan:
— «Rabbim! öyle ise bana onlarýn tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver,» dedi.
Allahü Teâlâ da ba\'s gününe kadar deðil, ecel günü yani birinci sürün üfürülmesine kadar mühlet verdiðini bildirdi
Bunun üzerine Þeytan:
— «Ya rabbi! benim azgýn ve asiliðime hükmetmekliðin vesilesiyle yemin ederim ki, ben, o insanlar için yer yüzünde ziynetler yapýp onlarý kandýrarak hepsini yoldan çýkaracaðým, ancak içlerinden mýhlasýn Kullarýn müstesna. Yâni hâlis taatýn için seçilmiþ lekesiz has kullarýn aklanmazlar,» dedi.
Allahü Teâlâ, Þeytanýn beþerin ilk maddesine bakarak onlara mutlak tahakküm edebileceðine kaail olmasýna raðmen, muhlas kullar için hakký teslim etmesi üzerine buyurdu ki:
— «iþte bu dediðin, sahiplerini azýtamayacaðýný itiraf ettiðin o ihlâs ve tevhîd, bana kavuþturan dosdoðru bir yol, hak bîr kanundur. Hakikaten kullarým üzerine ne sözle ilzam edecek bir delilim, ne fiilen musallat olacak bu kudretin yoktur. Ancak sana uyan azgýnlar müstesna. Yani ancak onlarý sürükleyebilirsin. Fakat o da senin hükmün ile deðil, onlarýn iradelerini kötüye kullanarak sana uymalarý ve arkana düþmeleri sebebiyledir. Yoksa muhlaslara tasallut edemediðin gibi, diðerlerine de edemezsin. Þüphesiz Cehennem de o sana uyan azgýnlarýn vaad olunan yerleridir.»
Allahü Teâlâ, insanýn þerefli, itibarlý ve kendisine halife olmaya lâyýk bir mahlûk olduðunu göstermek üzere Hz. Adem\'e bütün esmayý talim ederek ilim ve kelâm sýfatlarýna mazhar kýldý, sonra da o âlemini Meleklere iþaret ederek:
— Haydin, siz îmân ile ifade etmek istediðiniz hilâfete lâyýk olma dâvanýzda isabetli iseniz; iþte bunlarýn isimlerini bana güzelce haber veriniz, buyurarak onlarý, acziyetlerini izhar ve isbat için imtihan etti.
Bu imtihana karþý Melekler:
— Subhansýn ya Rab! Senin bize bildirdiðinden baþka bizim hiç bir ilmimiz yoktur, her þeyi bilen ve dâima bilen âlim, her þeyde hakim, hakikaten Sensin ve ancak Sensin, diyerek acziyetlerini izharla tesbîh eylediler.
Melekler acziyetlerini izhar ve hikmet ilmini teslim edince, Allahü Teâlâ: .
— Ya Adem! Meleklere þunlarýn isimlerini güzelce haber ver, dedi, Bu hitabý ile halifenin kim olacaðýna da iþaret buyurdu ve böylece Meleklerden sonra Hz. Adem\'i de bu emir ile imtihan etti. Bunun üzerine Hz. Adem o arz olunan þeyleri isimleriyle haber verince, Allahü Teâlâ, Meleklere:
— Ben size, Ben bütün arz ve semânýn gaybýný bilirim, demedim mi? Ve siz ne açýklýyorsunuz ve ne gizliyorsunuz, onu da biliyorum, buyurdu.
Allahü Teâlâ Hz. Adem\'e eþ olarak kendi kaburga kemiðinden Havva validemizi yarattý ve:
— Ya Adem, sen ve zevcen þu Cennette rahat yaþayýnýz. Nimetlerimden bol bol yiyiniz. Ancak þu bur aðaca yaklaþmayýnýz, meyvesinden yemeye kalkýþmayýnýz ki haddini aþanlardan olursunuz, buyurdu. Ve Þeytanýn kendilerine düþman olduðunu bildirerek onun sözüne kanmamalarýný istedi.
Allahü Teâlâ onlara yalnýz bir aðacýn meyvesinden yemelerini yasaklamýþtý ki, bu suretle insana, iradesini kullanmayý ve nefsine hâkim olmayý öðreterek mükellefiyetten azade olmadýðýný hatýrlatýyordu.
Onlara verilen bu nimetler üzerine ilâhî huzurdan kovulan ve insanoðluna ebedî düþmanlýðýný ilân eden Þeytan, ilk olarak kendilerinde örtülüp gizlenen kötü yerlerini meydana çýkarmak; avret mahallerini açmak için ikisine de vesvese vermeye baþladý. Hz. Adem ve Havva bu âna kadar yaratýlýþlarýnda kendilerini utandýracak ve tiksindirecek çirkin pis þeylere mahal olacak kötü yerlerini ne kendilerinde ve ne de birbirlerinde görmüyorlar ve hattâ bilmiyorlardý. Settârul\' uyub olan Halik Teâlâ evvel emirde onu örtmüþ ve kendilerinden gizlemiþti.
Þeytan nihayet bir fýrsatýný bulup onlara yaklaþtý ve:
— Ey Adem! Sana, seni burada ebedî kýlacak bir devleti haber vereyim mi? Diyerek, Allahü Teâlânýn yaklaþmamalarýný emrettiði aðacý gösterdi.
Hz. Adem, Þeytanýn bu sözlerine aldýrýþ etmedi, ancak þeytan da vesvesesinde yýlgýnlýk göstermedi ve:
— Rabbimiz sizi bu aðaçtan baþka bir sebeple deðil, ancak iki Melek olacaðýnýz veya bu Cennette ebedî kalacaðýnýzdan dolayý nehyetti. Yani bundan yerseniz ya Melekler gibi yemek, içmek ihtiyacýndan müstaðni olursunuz, yahut ölüm yüzü görmez burada ebedî kalýrsýnýz, dedi. Kendisine inanmalarý için de yemîn ederek, «ben sizin nasihatçýnýz ve hayrýnýzý isteyicinizim» diye emîn olmalarýný istedi.
Hz. Adem ve Havva hiç bir kimsenin yalan yere Allaha yemin etmeyeceðini düþünerek yanýldýlar ve bu aðaca meylettiler. Hz. Adem burada içtihadýnda isabet edemeyerek, o nehyedilen aðacýn cinsinden olan baþka bir aðacýn meyvesinden yemekte bir mahzur olmayacaðýna hükmetti ve beraberce Allahü Teâlâ\'nýn yasak kýldýðý aðacýn meyvesinden tattýklarý vakit örtülü ve gizli olan avret mahalleri açýlýverdi. Bunun üzerine hayalarýndan derhal üzerlerine Cennetin incir yapraðýndan yamalar yamamaða baþladýlar. Allahü Teâlâ da kendilerine þöyle nida etti:
— Ben sizi o aðaçtan nehyetmedim mi idi? Þeytan size açýk bir düþmandýr demedim mi îdi?
Hz. Adem ile Havva cevaben:
— Ey Bizim rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eðer sen bize rahmet ve maðfiret etmezsen, en büyük zarar ve felâketin içinde kalanlardan olacaðýz, diye tevbe ve niyazda bulundular.
Allahü Teâlâ, Hz. Adem, Havva ve Þeytan\'a hitap etti:
—— Haydi, bâzýnýz bâzýnýza düþman olarak yer yüzüne ininiz. Size orada bir müddet için karar edip nasiplenmek ve geçinmek vardýr. Orada yaþayýp orada ölecek ve yine ondan çýkarýlacaksýnýz.
Hz. Adem ve zevcesi, dolayýsýyla insan nevi yer yüzünde böylece mekân tuttu ve Þeytanla mücadele ederek Rabbýndan telâkki ettiði kelimelerle tevbe ve istiðfarda bulundu. Allahü Teâlâ\'nýn emirleri ile amel etti ve tevbeleri de kabul olundu. Çünkü Allahü Teâlâ esirgeyici ve baðýþlayýcýdýr.
Hz. Adem beþ þeyi ile bahtiyar olmuþtur:
Hatâsýný itiraf, piþmanlýk, nefsini kötülemek, tevbeye devam ve rahmetten ümidi kesmemek.
iblis de beþ þey ile bedbaht olmuþtur:
Günahýný ikrar etmemek, piþmanlýk duymamak, kendini kötülemeyip azgýnlýðýný Allahü Teâlâ\'ya niubet etmek ve rahmetten ümidini kesmek.
Ahnef ibni Kays, Medine\'de Müminlerin Emiri Hz. Ömer\'i görmek ister, bir de bakar ki büyük bir kalabalýk halka halinde toplanmýþ, Kâ\'bül\'ahbar onlara vaaz veriyor ve þunlarý anlatýyor:
— Âdem aleyhisselâma vefat emri geldiði zaman; «Ya Rab, düþmaným iblis, beni meyyit halinde görünce kendisi kýyamet gününe kadar mühlete kavuþmakla sevinecek, bana þamata edecek,» dedi. Cevap verildi ki:
— «Ya Adem, sen Cennete iade olunacaksýn, o mel\'un ise evvelkilerin ve sonrakilerin adedi kadar ölüm acýsýný tatmak için tehu olunacak.»
Sonra Hz. Adem, Melekül\'mevt Azraile: «— Ona ölümü nasýl tattýracaksýn? Vasfýný bana anlat,» dedi.
Onun ölümünün vasýflarý anlatýldýðý zaman, Hz. Adem: «— Ya Rabbi! Kâfi» dedi
Bunun üzerine orada vaazý dinleyen insanlar, heyecana gelerek; «— Ya Ebâ Ýshak! O nasýldýr? bize anlat» dediler.
Kâ\'b\'ýn anlatmak istememesi üzerine çok Ýsrar ettiler, bunun üzerine dedi ki:
— Allahü Teâlâ, birinci sûr\'un ufürülmesi akabinde Azrail\'e diyecek ki:
— «Sana yedi Sema ve yedi Arz ahalisinin kuvvetini verdim ve bugün sana bütün gadap kisvelerini giydirdim. Þiddetli gadabýmla in, o tard olunmuþ Ýblis\'e artýk ölüm acýsýný tattýr, sakaleynden evvel ve ahirlerin acýlarýný hep birden ihtiva etmek üzerine bütün illet ve hastalýklarý yüklet. Beraberinde gayz ve gadapla dolu yetmiþ bin zebani, her biriyle de Cehennem zincirlerinden zincirler, tomruklarýndan tomruklar bulunsun. Cehennem kancalarýndan yetmiþ bin kanca ile o mel\'unun kokmuþ canýný çýkarýn. Malik\'i de çaðýrýn Cehennem kapýlarýný açsýn.» Bunun üzerine Azrail öyle bir suret ile inecek ki ona Semâ\'larýn ve Arz\'larýn ahalisi baksa korku ve dehþetlerinden derhal ölürlerdi, inecek, Iblis\'e varýp «dur, ya habis! Artýk sana ölümü tattýracaðým, çok ömür sürdün. Nice nesilleri azdýrdýn, yoldan çýkardýn. Ancak iþte malûm vakit geldi.» diyecek. Mel\'un Þeytan Doðuya kaçacak, bakacak Melekül\'mevt gözleri önünde, Batýya kaçacak bakacak yine gözlerinin önünde, denizlere dalacak denizler kabul etmeyecek, hâsýlý yer yüzünün her tarafýna kaçacak, sýðýnacak kurtulacak hiç bir yer bulamayacak, sonra Dünyanýn ortasýnda, Hz. Adem\'in kabri yanýnda duracak veya Doðudan Batýya Batýdan Doðuya topraklarda sürünecek, nihayet Adem aleyhisselam\'ýn yer yüzüne indiði mevzîye varýnca Arz, bir kor gibi olacak Zebaniler kancalarý takýp didikleyecekler de didikleyecekler. Allahü Teâlâ\'nýn dilediði zamana kadar can çekiþip azap içinde kalacak. O böyle can çekiþirken Hz. Adem ve Havva\'ya\'da:
— «Kalkýnýz düþmanýnýz ölümü nasýl tadýyor, bakýnýz» denecek. Kalkacaklar, onun çektiði azabýn þiddetine bakacaklar da:
— «Ya Rab, bize nimetini tamamladýn» diyecekler.
* * *
hakkof
a r a n a n l a r |
||||