
HOŞGELDİNİZ , Toplam : 408 , Yorum : 111
Sevgili çocuklar, Hazreti Enes’in bu kez acı bir hatırasını dinleyeceğiz kendisinden. Bakın neler anlatıyor:
“Çocuklarına karşı Hazreti Peygamber’den daha şefkatli olan hiç kimse görmedim. Oğlu İbrahim dünyaya geldiğinde, Peygamberimiz çok sevinmiş ve kendisine bu müjdeyi getiren kişiye büyük bir ödül vermişti.
İbrahim’in doğum haberini de etrafındakilere şöyle müjdelemişti: “Bu akşam benim bir oğlum dünyaya geldi. Ona Peygamber babamız İbrahim’in ismini verdim.”
O zamanlar çocukları daha iyi beslensinler, gürbüz olsunlar diye sütanneye vermek bir gelenekmiş sevgili çocuklar. Peygamberimiz de oğlu İbrahim’i, Ümmü Seyfe denilen bir sütanneye vermiş. Şimdi yine Enes’i dinlemeye devam edelim.
“Medine’nin kenar mahallesinde oturan bu sütannenin kocası demircilik yapmaktaydı. Sık sık Peygamberimizle birlikte oraya giderdik. Varınca duman dolu evlerine girerdik. Peygamberimiz, oğlu İbrahim’i kucaklayarak öper ve bağrına basardı. Sonra birlikte geri dönerdik.”
Günlerden bir gün, Hazreti Enes, Peygamberimizle birlikte yine Medine’nin bu kenar mahallesine gitmişler. Bu ziyaret, yine Peygamberimizin oğlu İbrahim içinmiş… Gerisini Hazreti Enes’den dinleyelim:
“Sütannenin kocası demirci Ebu Seyfe’nin evine varınca, ben hemen koşarak: “Ebu Seyfe! Ebu Seyfe! Bak Peygamberimiz geliyor. Şu işine biraz ara ver de, Peygamberimiz rahatsız olmasın,” dedim.
Böylece, Peygamberimizin dumandan rahatsız olmasına engel olabileceğimi düşünmüştüm… Sonra içeri girdik.Peygamberimiz, küçük İbrahim’i kucağına aldı. Öptü, bağrına bastı… Bir de ne göreyim? Bebek İbrahim can çekişiyor… Belli ki, çok hastaydı… O anda Peygamberimizin yüzüne baktım. Gözleri yaşla dolmuş, ağlıyordu…”
Pekiyi, hiç aklınıza geldi mi, acaba küçük İbrahim’e bundan sonra ne olmuş?... Evet sevgili çocuklar, üzülerek söyleyelim ki, İbrahim henüz küçücük bir bebek iken ölmüş… Bu olay, biricik yavrusunu kaybeden Peygamberimizi ve Onun değerli arkadaşlarını son derece üzmüş. Devamını yine Enes’den dinliyoruz :
“Peygamberimiz, oğlu İbrahim’in son anlarında onu kucağına bir kez daha alıp bağrına bastı. Kokladı ve öptü. Bu arada babalık şefkatiyle gözleri yine yaşlarla doldu. Peygamberimizin ağladığını gören yanındakiler hem üzülmüş, hem de şaşırmışlardı. Acaba Peygamber de ağlar mıydı?... İçlerinden biri dayanamayarak sordu: “Siz de mi ağlıyorsunuz Ey Allah’ın Resulu?...”
- Peygamberiz de: “Evet, dedi. Ben de bir babayım. Bu ağlayışım şefkat ve merhamettendir. Gözümüz ağlar, kalbimiz mahzun olur. Fakat biz, Allah’ın hoşnut olmayacağı şeyleri söylemeyiz. O’na isyan etmeyiz.” Sonra İbrahim’e dönerek şöyle dedi: “Ahh İbrahim!... Senden ayrılışımız bizi ne çok üzdü bir bilsen…”
Bu olaydan, Peygamberimizin çok şefkatli bir baba olduğunu anlıyoruz. Ayrıca, böyle bir durumla karşılaşan insanın Allah’a isyan etmemesi gerektiğini de yine Ondan öğreniyoruz.
Sevgili Peygamberimiz, İbrahim’in ardından ise teselli dolu ifadelerle şunları söylemiş: “Oğlum İbrahim, henüz daha süt emme çağında iken öldü, ama Allah ona cennette iki sütanne verdi. Oğlumu şimdi onlar emziriyorlar.”
Sevgili çocuklar… İslâm inancına göre ölüm, bir yok olma değil, yeni ve sonsuz bir hayata başlangıcın kapısıdır. Bu kapıdan geçtikten sonra, güzel ve yararlı davranış sahipleri, türlü türlü nimetlerin bulunduğu cennette ağırlanırlar.
Fakat, çeşitli kötülükleri işleyenler ve Allah’ın biz insanlara yasakladığı davranışlarda bulunanlar ise, cezalarını çekmek üzere cehenneme gönderilirler.
Ancak İbrahim gibi henüz daha bebek iken ölen çocuklar, günahsız oldukları için doğrudan cennete giderler ve ahirette, anne babaları için şefaat etme hakkına kavuşurlar.
Arkadaşıma Gönder >>
Sizden önce 270 kişi okudu.
Toplam Oy : 1 Puan : 5
Puan verebilmek için üye olmanız gerekmektedir. Lütfen üye girişi yapın eğer üye değilseniz lütfen üye olun.
İlk yorumu yazan siz olmak ister misiniz?
Yorum yapabilmek için için üye olmanız gerekmektedir. Lütfen üye girişi yapın eğer üye değilseniz lütfen üye olun.
Ruyacafe Script
kelebek forum
mychat